13 -19 Mayıs haftasının astrolojik yorumu

“İlim ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin,
Bu nice okumaktır.”
Yunus Emre
13-19 Haziran 2022 = … Ne Masal Ne Rüya / Hepimizin Bu Güzel Dünya...”
2022 yılının 24. Haftası bizlere şöyle sesleniyor: “Hiçbir şeyi bilmediğinizi bilecek kadar akıllı mısınız?”
14 Aralık 2020 tarihinde tezahür eden Güneş Tutulmasının akabindeki süreçte neleri gerçekleştirmekte olduğunuzu anımsıyor musunuz? İşte şimdi bu sürecin meyveleri olgunlaştı, somut-soyut boyutta gerçekleştirilen her şeyin sonuçlarını gerçekçi bir tonda doğruluğun ritmiyle aydınlatıyor, Ay’ın keşif odaklı ışığı.
4 Aralık 2020 tarihinde Ay ve Güneş Yay burcunda Satürn gezegenin kısmi asalet ışığında birleştiğinde öz olarak bizlere iletilmek istenen mesajlardan birisi: “Bu sizin rüyanız ve bundan sonrasına siz karar vereceksiniz.” İdi. Bizler de beyaz tavşanın izini sürerek ağaç kovuğundaki delikten “dünya vatandaşı olma diyarına” doğru yuvarlanmaya başlamıştık…
Yay burcu; yaşamımızın anlam arayışını, sınırlarımızı aşma yönündeki hevesimizi, risk almaya eğilimli olduğumuz temaları, keşfetme odağımızın ateşini, inançlarımızı, ideolojilerimizi, bireysel-toplumsal felsefemizi en önemlisi de ölümden sonra yeni bir yaşam döngüsünün var olduğu gerçekliğini ışıyarak ölümün yaşamın bir parçası olduğunu, fizyolojik ölümün ardından yeni bir döngüde, yeni bir doğum olduğunu hatırlatarak, varoluşun sonsuz döngüselliğini sembolize etmektedir.
Yay burcu sürecinde yaşama ilişkin prensiplerimizi deneyimlerimizin sentezi sonucunda belirleriz, Oğlak burcu sürecinde ise bu prensipleri belirli yapılar zemininde inşa ederiz.
AYNANIN İÇİNDE NE VAR?
Zamanın okyanusunda kendinizi yeniden keşfetmeye var mısınız?
14 Haziran 2022 (14.51) tarihinde, Yay Burcu’nun 23°25’ /Satürn gezegenin kısmi asalet ışığında tezahür eden dolunayın ışığı, değişken nitelikte bir T-kare açı dinamiği oluşturmakta. Dane Rudhyar’ın deyimiyle: “Her seviyede bütünün bütünlüğünün iyileştirici ve destekleyici kudreti”; kozmik antenimiz Neptün gezegeni (Balık burcunda, Mars gezegenin kısmi asalet ışığında konumlanmakta) oluşan T-kare açı kalıbının fokal (kilit/ apex noktası) olarak konumlandığı dinamikte, kilidi açacak anahtarı Oğlak burcu zemininde geri hareketini sürdürmekte olan Plüton gezegeni açığa çıkarmakta (Neptün-Plüton sekstil açısı).
Işıkların, Kova (Saka) burcunda geri hareketini sürdüren enerjiyi kristalize etme fonksiyonunu ışıyan, dolunayın kısmi asaletindeki gezegen; Satürn’e lütufkar ve destekçi tondaki dokunuşlarını, (Güneş-Satürn üçgen açısı/ Ay-Satürn sekstil açısı),
Koç burcu zeminindeki Mars-Kiron birleşimini ve Boğa burcu zeminindeki Venüs-Uranüs birleşiminin etkisini halen aktif bir ritimde duyumsarken,
Dolunayın tezahür anında Balık burcunun antisyası Terazi burcunun yükselen derecesinde yer aldığını da göz önünde bulundurduğumuzda Lewis Carroll’ın ölümsüz eseri “Aynanın İçinden” (Alice Harikalar Diyarında Aynanın İçinden) hikayesindeki Alice gibi aynanın içerisinden geçerek; zamanın almadan önce verdiğini bu bağlamda bizim en iyi dostumuz olabileceği hakikati ile yüzleşmeye, geçmişi değiştiremeyeceğimizi ancak geçmişten birçok şey keşfedebileceğimiz gerçekliğini deneyimlemeye doğru yeni bir serüvene atılıyoruz.
Bakalım mavi şapkanın vermek isteği mesajı alabilecek miyiz?
Ne diyordu şapkacı: “Herkes gider trenle, atla ancak en iyi seyahat şekli kesinlikle şapkadır, şapka!
--Zamanda geriye doğru ilerleyebilseniz, neyi(neleri) dönüştürmek istersiniz? Ancak çok dikkatli olmalısınız çünkü geçmişiniz gelecek halinizi görürse her şey bir anda yok olabilir!
Öz olarak bu hafta yuvarlandığımız ağacın kovuğundan yenilenerek çıkıyor ve aynanın içerisinden tüm gerçekliği döngüsel olarak açığa çıkaran zamanla barışmaya doğru ilerliyoruz… Dolunayın tezahür ettiği derecede “Başak” burcunun (dodekatemoria) aroması hâkim bu bağlamda “şeytan ayrıntıda gizlidir” diyebiliriz. Serinkanlı olmak, yaşam döngümüzdeki detaylara odağımızı yöneltmek, okumuzu gerçekçi hedeflere odaklamak, sessizlik orucu tutmak, yaşamın farklı boyutlarına yeni bakış açılarıyla yaklaşmamızı ve gündelik varoluş akışımızda coşkulu, verimli, mutlu olma halimizi destekleyen öz benliğimizin gıdası; meditasyon deneyimlerimizde derinleştirmeyi araştırmak, aradığımız yanıtları net bir tonda zihnimizde damıtmamız adına işlevsel olabilir.
Hafta süresince meditasyon süreçlerini “aklın enstrümanı”; mantralar aracılığıyla zenginleştirmek isteyenler için: “Mahamrityumjaya/ Tryambakam” mantrasıyla çalışmayı seçebilirler.
“Ben hedef olsaydım nerede olurdum?
Nasıl ok, hedefi ararsa, hedef de oku arar,
Çünkü birbirlerinin varlığına anlam katarlar.”
Paulo Coelho
Tanrıların Habercisi Hermes, haftanın başlangıç günü (13 Haziran Pazartesi-18.26- ) 5 Temmuz’a değin sürecek İkizler burcunun değişken, sıcak ve nemli atmosferindeki meraklı uçuşuna başlıyor! Rasyonel akıl ilkemizi sembolize eden Merkür gezegeninin İkizler burcundaki yolcuğu süresince; aklı yücelteceğimiz, iletişim zeminlerimizde mantığın ve düşüncenin teorik boyutunun ön planda olacağı, dilimizi ustaca kullanabileceğimiz eş zamanlı olarak kararsızlık deneyimleyebileceğimiz bir sürece geçiyoruz.
İletişim becerilerimizle bir dünya yaratırız, kelimeler/sözcükler canlıdır, tohumlanacakları aklı seçerler ve hatırlayalım ki “dinleme” bir iletişim sürecinin en önemli ögesi; bel kemiğidir.
Bu süreçte nefes döngüsündeki yerimizi gözlemlemeye ve “dinleme” becerilerimizi geliştirmeye yönelebiliriz. Nefes teknikleri uygulamalarımıza el mühürlerini (mudra) ve meditasyon süreçlerimize hem mantraları hem de mudra uygulamalarını entegre etmemiz akıllıca olabilir.
İçsel ses farkındalığımızı geliştirebilecek, zihnimizi dinginleştirerek konsantrasyonumuzu keskinleştirmemize yardımcı olabilecek “Bhramari Pranayama” nefes tekniğiyle çalışabiliriz. “Shunya Mudra- Shankh Mudra- Garuda Mudra” önerebileceğim el mühürleri arasında yer almaktadır.
“Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.”
Marcel Lenoir
Haydi şimdi yeni haftamızın hikayesine hızlıca bir göz atalım mı?:
Haftanın başlangıç günü (13 Haziran Pazartesi): Ay-Güneş karşıtlığına doğru dönüşüm zemininde tutkulu bir ritimde, Akrep burcunun derin ve şifalı sularında, kulaç atmaktayız. Bilinçdışımızın ritmini ışıyan Ay, günün ilk saatlerinde Tanrıların Habercisi Hermes ile karşı karşıya geliyor (Ay-Merkür karşıt açısı-00.39-). Tanrıların Habercisi Hermes (Merkür gezegeni) bugün saat: 18.26 itibariyle yöneticisi olduğu İkizler burcunun esnek doğasına merakla adım atıyor. Güneş de İkizler burcundaki yolculuğuna devam ettiği için aklımızda birçok fikrin bir kelebek misali kanat çırptığını gözlemleyebiliriz. Düşünleri, fikirleri paylaşma isteğimiz ivme kazanırken, doğruluğu olmayan söylemlerin, çeşitli dedikoduların ışık hızından daha hızlı yayılabileceği bir sürece geçerken
Hermes ’in mesajı net: “Aklınızın kılıcını kullanın!”
00.39-01.31 zaman diliminde Ay, Akrep burcunda boşlukta ardından Yay burcunun keşif odaklı, ılımlı doğasına geçiyor ve ilk olarak Koç burcundaki Jüpiter gezegenine lütufkar bir tonda dokunuyor ve Mars gezegenine destekçi bir tonda dokunmaya doğru keşif odaklı bir ritimde ilerliyor (Ay-Jüpiter üçgen açısı/ Ay-Mars sekstil açısı).
Yaşam felsefemizi, inançlarımızı, varoluş doğamızı daha geniş bir perspektifte gözden geçirmek, yaşam döngümüze anlam atfetmemize vesile olan içsel dinamiklerimizi keşfetmek adına ideal bir süreçteyiz. Bugün derin köklü bir ağaç gibi sessiz ve eş zamanlı olarak akan bir nehir gibi akışta olmak faydalı olabilir.
Haftanın ikinci günü (14 Haziran Salı): Işıklar (Ay ve Güneş), İkizler-Yay aksında bir Flamenko rüzgârı estiriyorlar…
Zodyak çemberinin iyimser, doğru-dürüst, ılımlı doğasında, varlığı deneyimlere ilhamla yönelten değişken enerjinin tazeleyici ve yenileyici keşfetme zeminini ışıyan ‘dünya vatandaşı’ olma bilincini simgeleyen Yay Burcu’da iyimser, hevesli bir ritimle yegâne aşkı Güneş’in karşısına çıkmaya hazırlanan Ay öncelikle Koç burcunda konumlanan Mars ve Kiron’a lütufkar bir tonda dokunuyor. Özümüzdeki bilge arketipiyle iletişim kurarak, içsel cesaretimizin aleviyle yaratıcılığımızı harlayarak yaşam döngümüzde attığımız her okun dağladığı izlerin hikayelerini dönüştürme zamanı. Saatler 14.51’i gösterdiğinde Ay, Güneş’in tam karşısında olacak, dolunayın ışıdığı dinamikleri yazının giriş kısmında okumayı seçebilirsiniz.
“Taşıdığınız yaşam enerjisi kendisini
Sürekli aşmaya muktedirdir; yıldızlara kadar uzanabilir.
Ancak yükselmenin başlangıcı, kendi ruhunuzun derinliklerine inmeniz, ona vakıf olmanızdır.
Görünür ve görünmez alemlerde tek vücut olabilmek, varlığınızın özünde mevcut olan hasletinizdir.”
Don Miguel Angel Vergara Calleros
Haftanın ortasına vardığımızda (15 Haziran Çarşamba): içsel sesimizi dinlemeye özen gösterebileceğimiz bir süreçteyiz. Çarşamba gününün başlangıcında Ay, Yay burcunda ışıkları birbirine aktarma işlevine mola vermiş durumda, 01.13’te toprak elementinin tasarım boyutunda öncü nitelikteki burcu Oğlak’ın soğuk ve kuru doğasında disiplinli bir ritimde yol almakta (dolunay fazında). Ay ilk olarak Jüpiter gezegeni ile uzlaşı arayışında (Ay-Jüpiter karesi), Oğlak burcunun birinci dekanının yöneticisinin de “Jüpiter” gezegeni olduğunu göz önüne aldığımızda, kendi içsel Everest’imize tırmanış sürecimizde risk teşkil edebilecek koşulları, içimizde korku duygusunu tetikleyebilecek durumları/olayları biraz abartılı bir ritimde zihnimizde büyüterek, gelişim ve olgunlaşma sağlayabileceğimiz deneyimlere açılmamız yönünde kendi kendimize lades diyor olabilir miyiz? Günün akışında tepkisel bir ritim davranışlarımıza yön verebilir, maddi-manevi boyutta savurgan bir biçimde eylemde olabiliriz, dikkat! Koç burcunun liderlik bilincini ışıyan ilham verici doğasında bir araya gelen Işığın savaşçısı (Mars gezegeni) ile Bilen Kişi (Kiron); duyumsadığımız öfke hissiyatını nasıl yaratıcı potansiyele dönüştürebileceğimiz hususunda yeni bir aydınlanma deneyimi vaat ediyor. Bir diğerinin davranışlarının bizim içimizde var olan öfke dinamiğinin pimini çektiğini fark edebilirsek, öfke hissiyatımızı besleyen kanalları dönüştürmek adına inisiyatif alabiliriz. Bugün omurgamızın esnekliğini destekleyebilecek egzersizlere yönelmek işlevsel olabilir. Hatırlayalım ki; esnek omurga = esnek zihin.
Haftanın en lütufkar günü (16 Haziran Perşembe): Gündemimiz bir hayli yoğun ve oldukça duyarlı olabileceğimiz bir süreçteyiz. Yaşamın çarkıfeleği dönerken güçlü bir ritimde duyumsadığımız yaşam enerjimizi nasıl, nereye konsantre ettiğimiz, içsel kaynaklarımızı ne yönde kullanmayı seçtiğimiz günün akışının belirleyicisi olabilir. (Güneş’in Ay’ın dispozitörü Satürn ile üçgen açı dinamiği). Ay Oğlak burcunun hırslı, azimli, soğukkanlı doğasında sorumluluk bilinciyle yol alırken (dolunay fazında), sorumluklarımıza daha önce hiç izi olmayan bir zihin kanalı ile temas etmeyi seçebilir, mizahın gücünden fayda sağlayabiliriz (Ay-Uranüs üçgen açısı). Günün akışında iş birliklerine açık olmakla birlikte her şeyin değerini/ kıymetini bilerek, hedeflerimiz doğrultusunda sağlıklı bir hırsla ilerleyebiliriz (Ay-Venüs üçgen açısı). Günün sonuna doğru Ay’ın Neptün gezegenine destekçi dokunuşu (Ay-Neptün sekstil açısı) ile beraber imgeleme teknikleriyle meditasyon uygulamaları gerçekleştirebiliriz. Ay, günü nihayete erdirirken Hades ile koyu bir sohbet gerçekleştiriyor (Ay-Plüton birleşimi) bizlerde benliğimizin derinliklerinde sürekli saklambaç oynamayı seçtiğimiz duygu dinamiklerimizle derin bir sohbet gerçekleştirebilir, yazarak duyguların kelimelere dönüşmesine olanak sağlayarak hafiflemiş bir halde uykuya geçiş sağlayabiliriz.
Haftanın en güzel gününe (17 Haziran Cuma): Ay, Oğlak burcunda boşlukta başlıyoruz, iç dünyamıza açılan kapıdan girmek, tüm enerjimizi ebedi öz varlığımızın derinliğine konsantre etmek işlevsel olabilir. Henüz uykuya geçmemiş isek, derin dinlenme uygulamaları gerçekleştirebiliriz. 00.43’te Ay, evrensel kardeşliğin, evrensel aklın ve sezgisel farkındalığın simgesi Kova (Saka) burcunun fütürist, hümanist, idealist atmosferinde kendine özgü bir tonda ışığını küçültmeye başlıyor. Günün akışında; içsel dengemizi bulmamız ve bu dengenin ahengini somut formda ete kemiğe büründürmemiz işlevsel olabilir.
Zihnimizi dinginleştirebilecek uygulamalara yönelebiliriz. Özellikle sabah saatlerinde aklımızın enstrümanı; mantralar eşliğinde meditasyon uygulamalarımızda derinleşmeyi araştırabiliriz. Astroloji çalışmak adına verimli bir gün olabilir. Ay’ın lütufkar ve destekleyici nitelikteki açıları (Ay-Merkür üçgen/ Ay-Jüpiter sekstil/ Ay-Kiron sekstil, açı dinamikleri): Kendimizi okumamıza olanak tanıyacak her türlü eğitim sürecine entegre olmak adına ideal bir günde olabileceğimizi işaret etmekte.
Aklımızı ve elimizi değdirdiğimiz her şeye de yepyeni bir form kazandırabileceğimiz orijinal ve marjinal bir gün deneyimlememiz söz konusu olabilir.
Hafta sonu; aklın ötesine geçen bilişle bağlantıyı vurgulayan hava elementinin objektif, neşeli, şeffaf dinamiğinden, kim olduğumuza dair hatıralarımızla kim olabileceğimize ilişkin potansiyelimizi ışıyan su elementinin koruyucu, besleyici ve sezgisel doğasına geçişi deneyimliyoruz.
Bilinç dışımızın ritmini ışıyan Ay, “küçülen ay fazında”, yaşam felsefemizin dinamiklerini evrensel kardeşlik ailemizle paylaşma isteğinde hevesli olabiliriz. Özellikle uzmanlaştığımız alanın zemininde bir teorinin sözcüsü olabiliriz.
Haftanın altıncı günü (18 Haziran Cumartesi): Işıkların “lambada” dansına eşlik etmek ister miyiz? (Ay-Güneş üçgen açısı 21.50 civarı kesinleşiyor ancak günün akışında bu dinamiğin etkisi altındayız)
Ay, günün akışında sosyal bilinci simgeleyen umutlarımızı/ümitlerimizi sembolize eden Kova (Saka) burcunun bilimsel zemininde ışığını küçültürken, zihnimizi entelektüel olarak uyarabileceğimiz sosyal grup aktivitelerinde yer almak adına yeniliklere açık olduğumuz bir gün deneyimliyoruz. Ay, Güneş’e lütufkar bir tonda dokunmadan önce günün ilk ışıklarında Işığın savaşçısı, eylem fonksiyonumuz Mars gezegenine destekçi bir tonda dokunuyor; bizi özgün bir tonda besleyecek fikir alış-verişlerinin hızlı etkisiyle güne merhaba diyoruz ardından değerlendirme fonksiyonumuzu ışıyan Venüs gezegeniyle uzlaşı arayışına giren Ay, Satürn gezegeniyle birleşiyor : toplumla uyumlu olmak adına, kendi özgün ses tonumuzdan ödün vermeyi, belirli gruplardan ret edilmemek uğruna öz değer bilincimizi yadsıyacak tutumlar içerisinde kendimizi buluyor, bireysel sınırlarımızın ihlaline izin veriyor olabilir miyiz? Soruları zihnimizde yankı bulurken lambada dansına nasıl bir tonda eşlik etmeyi seçtiğimiz bu sorunun yanıtını ışıyabilir (Ay-Güneş üçgen açısı). Ayrıca sevmek ve sevilmek hususundaki temalar zihnimizi oldukça meşgul edebilir, kendi değerimizi ne ölçüde bildiğimizi farklı bakış açılarıyla gözlemleyebiliriz (Venüs-Satürn kare açısı).
Haftanın son günü (19 Haziran Pazar): Romantik, idealist bir zeminde adeta bir peri masalından uyanıyoruz (Venüs-Neptün sekstil açısı). Ay, küçülen ay fazında, Balık burcunun özverili, gizemli, yaratıcı okyanusunda, sezgisel bir ritimde kulaç atarak ışığını küçültürken sanatsal uygulamalarla yaratıcılığımızı somut olarak tezahür ettirebiliriz. İlişki dinamiklerimizde her bir bireyi empati zemininde dinlemeye ve şefkatli, sağduyulu, yaratıcı bir tonda iletişim kurmaya özen göstermemiz işlevsel olabilir (Ay-Merkür kare açı dinamiği). Şimdi siz söyleyin; hiçbir şey bilmediğimizi bilecek kadar akıllı mıymışız?
Işık olsun!
Özge Genlik - Mistikalem
- 27 Şubat 2025
- 11 Şubat 2025
- 26 Ocak 2025
- 14 Ocak 2025
- 19 Aralık 2024
- 15 Kasım 2024
- 01 Kasım 2024
- 21 Ekim 2024
- 01 Ekim 2024
- 18 Eylül 2024
- 03 Eylül 2024
- 25 Temmuz 2024